

Bilgi Evlerimizde bu ayın değer konusu “özgüven’’. Özellikle velilerimizden bu yazıyı dikkatlice okumalarını rica ediyoruz.
Çocuk, babaya sordu: “Senin yanında değerim ne?” Baba “Dünyalar kadar.” dedi. “ Peki, dünyanın değeri ne?” diye sordu, çocuk. Baba, “Beş para etmez” dedi. Bu kadar değersiz bir çocuk var mı dersiniz? Canımız, her şeyimiz çocuklarımızı çok severiz. Yukarıdaki sözün aksine o kadar severiz ki?
Aşırı koruyucu anne ve baba çocukta özgüveni yıkıyor.
İnsan, doğuştan müthiş bir özgüvenle doğuyor. Her davranışı tek başına yapacak kadar güçlü ve yetenekli bir çocuk oluyor. Konuşmaya başlamasıyla birlikte anne ve baba elinde şekilleniyor. Bu süreçten sonra maalesef özgüvenini kaybetmeye başlıyor. Merdivenden çıkmak isteyen çocuğa, küçük bir ağaca çıkmak isteyen çocuğa: “Düşersin”. “Anne ben getiririm” diyen çocuğa: “Sen getiremezsin.” Bir tabağı taşımak istediğinde,”Düşürürsün”. Bir şeyleri dizmek isteyen çocuğa: “Sen dizemezsin.” diyerek çocuğun yapma duygusunu törpülüyoruz. Çocuğa tek başına yapamayacağını anlatıyoruz. Öğrenilmiş çaresizlik yaşatıyoruz ona. Ellerini kollarını bağlıyor, hiçbir şey yapmasına müsaade etmiyoruz. Sonra mı?
Çocukta kompleks gelişiyor. Bir işi yalnız başına yapmak istediğinde, yapamayacağını düşünüyor. Çünkü annesi ona, yalnız yapamayacağını öğretti. Her şeyine karışarak, her hareketine ket vurarak, gereksiz yardımlarda bulunarak onun öz güvenini bitirdi. Çocuk, bir eylemi yapmak yerine yardım almayı tercih eder hale geliyor.

Kendimize bir soralım
Ne olur bir tabağı düşürse, ne olur üzerine çorba dökerse, çorabını kendisi giymek istediğinde, kendisinin giymesini beklesek ne olur. Sevgili anne ve baba, belki bir tabağın kırılmadı, belki üzerine çorba dökülmedi. Sen giydirdin çorabını zaman kaybın olmadı. Ama neyi kaybettik biliyor musunuz? Çocuğumuzun, hayatta mücadele şansını, yani kendine güvenini… Dışa bağımlı, kompleksli bir çocuk yetişti maalesef. İşte biz, çocuklarımızın gelişim dönemlerine denk gelen yapabileceği davranışları, tek başına yapamayacağını öğrettik. O da öğrendi ve tek başına yapacak ne isteği nede cesareti kaldı.
Şimdi sizlere bir olay anlatacağım. Afrikalı yerliler, filler henüz yavru iken ayaklarına kalın zincirler takarlar. Zincirin diğer ucunu da büyük bir ağaca bağlarlar. Yavru fil kurtulmak için bütün gücünü kullanır. Başaramaz. Bir türlü zincirleri koparamaz. Bir yerden sonra zincirin kopmayacağı kanaatine varan devasa fili, basit bir zincirle her yere götürürler. Çünkü filin zihnine zincirin kopmayacağı işlenmiştir artık.
Oysaki aşırı koruyucu bir anne-baba tutumu yerine onların iyi yetişebileceği iyi bir ortam için çaba göstermeliyiz. Sonra çocuklarımızın doğru kararlar verebilecek bir birey haline geldiğini göreceğiz. Evet çocuklarımızı yalnız bırakmamalıyız fakat belli noktalarda özgür davranmalarının da önünü kesmemeliyiz. Yani demek istediğimiz çocuğa özgüvenini kaybettirmezseniz, kazandırmak zorunda kalmazsınız…














