
Merhaba sevgili arkadaşlar.Bu ayki değerimiz
“kişinin kendine ve başkalarına karşı yerine getirmesi gereken yükümlülüklerini
zamanında yerine getirme zorunluluğu, başkalarının haklarına saygılı olmak ve kendi
davranışlarının sonuçlarını yüklenmek” demek olan “SORUMLULUK”.
KISSADAN HİSSE
HERKES, HERHANGİ BİRİ, BİRİSİ VE HİÇ KİMSE
Bu hikaye dört kişi hakkındadır.Bunların isimleri herkes, herhangi biri, birisi ve hiç kimse idi.
Yapılması gereken önemli bir iş vardı.
Herkes’in yapması istenmişti.
Herkes, birisi’nin o işi yapacağından emindi.
Herhangi biri yapabilirdi ama hiç kimse yapmadı.
Birisi çok kızdı çünkü bu herkes’in işiydi.
Herkes herhangi biri’nin yapacağını düşünmüştü.
Herhangi biri yapabilirdi ama
Hiç kimse herkes’in yapmayacağını anlamamıştı.
NASIL SORUMLU BİR İNSAN OLUNUR?
Güvenilir ol ve insanlara güven;bir şeyi yapmaya söz verdiğinde sözünde dur.
Kendi işine önem ver.Senin yapman gerekenleri başkalarına yaptırma.
Davranışlarının sorumluluğunu al;mazeret bulma ya da başkalarını suçlama.
Aklını kullan;harekete geçmeden önce davranışlarının sonuçlarını düşün.
Bugünün işini yarına bırakma.Zamanını iyi kullan.
SEYİRLİK

Cenetin Çocukları- Yönetmen: Majıd MAJIDI Duma- Yönetmen:Carroll BALLARD
MİMAR SİNAN’IN SORUMLULUĞU
Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzade başı Camii’ni 1990’lıyıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi,caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı TV’de şöyle anlatmıştı:
Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taslarda yer yer çürümeler vardı.
Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu.
Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşa edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşası ile ilgili pratiğimiz yoktu.
Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık
Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık.
Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.
Kalıbı söktük.
Sökmeye kemerin kilit taşlarından başladık.Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık.
Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kağıt vardı.Şişeyi açıp kağıda baktık.Osmanlıca bir şeyler yazıyordu.Hemen bir uzman bulup okuttuk.
Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı.Şunları söylüyordu:
“Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir.Bu müddet zarfında bu taşlarçürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz.
Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşa edeceğinizi bilemeyeceksiniz.
İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum.”
Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu’nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşasını anlatıyordu…
Bu mektup bir insanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insan üstü bir örneğidir.Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kağıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir.Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarın erişilmez özelliklerindendir.
Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan, 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur.














